Procrastination: Yani; ''Üşeniyorum, öyleyse yarın.''

Procrastination Nedir?

procrastination

Merhaba herkese! Evet, bir Youtuber gibi giriş yapmak zorundaydım çünkü utanarak belirtmeliyim ki en son yazımı yazmamın üzerinden yaklaşık 13 ay geçmiş :) Bu uzun aramın sebepleri veya bahaneleri üzerine uzuuun uzun tartışabiliriz tabii ki. Zaten vakit ayırmaktan büyük keyif aldığım ancak bu kadar uzun süre ihmal ettiğim yazılarıma da bu konu üzerinden dönüş yapmak en doğrusu olacak diye düşündüm. Evet, doğru tahmin ettiniz. Bugünkü yazım ''Procrastination'' yani ''yaklaşık'' Türkçe karşılığı olarak ''Erteleme hastalığı'' diyebileceğimiz bir kelime üzerine olacak.

hiçbir sebep yokken hayatınızı mahvetme hali
hiçbir sebep yokken hayatınızı mahvetme hali



Yine phonetic bilenler için telaffuzunu şöyle bırakayım 
/prəˌkræstˈneɪʃn/bilmeyenler içinse /prıkrestineişın/

Oxford Dictionary'de direkt olarak tanımı şöyle geçiyor; ''the act of delaying something that you should do, usually because you do not want to do it''. Yani genellikle istemediğimiz için (aslında birçok alt başlık olarak sıralayabileceğimiz şeyler var, onlara da değineceğim) yapmamız gereken şeyleri erteleme durumu olarak adlandırıyoruz. 

Podcast yayınlarını severek takip ettiğim John Kelly ise bu konu hakkında şöyle bir açıklamada bulunuyor: ''Procrastination, bir şeyleri yapmaktan kaçınmaktır. İşe bir türlü başlayamamaktır. Kitaplarınızı kitaplığınızda renklerine veya yayınevlerine göre düzenlemek, kalemlerinizi açmak, sonra vazgeçip 30 dakika boyunca doğru kalemi bulmaya çalışmanızdır. Bir de çay demleyeyim derken, bir şeyler yapmanın en zorunu bulmaktır. Masanızı toplamak, mobilyalarınızın yerini değiştirmek hatta olası bir yangın durumunda evden kaçış planı krokisi çizmektir. Ama asla son dakikaya kadar yapmanız gereken şeyi yapmamanızdır.

Working for tomorrow for a better today

İronik olan şu ki, erteleme üzerine yazacağım bir yazıyı bu kadar erteleyebilirdim herhalde :) Aslında bu durum herkesin kendinde bulduğu ''Aaa bende de var'' dediği bir durum. Tabii bunu kronik hale getirmiş olan ''coach potato''lar da var. 

(bkz: couch potato /ˈkaʊtʃ pəteɪtəʊ/ ''a person who spends a lot of time sitting and watching television'')

Kendinizi hiç Instagram'da gezerken ''You're all caught up. You've seen all new posts from the past 3 days'' bildirimiyle karşı karşıya bulduğunuz oldu mu? Ya da ekran karşısında, siz tam bir couch potato pozisyonundayken bir anda Netflix tarafından ''Are you still watching?'' diye yargılandınız mı? Evet Netflix, I am still watching kardeşim and I'm gonna watch you till I die, here just on my couch, do you have a problem with that? 78 lira olmuşsun of course I am still watching! Günümüz koşullarında güzel bahane. 



Peki sen Seinfeld izlerken yapman gereken kaç şey dönüyor arka planda? Bulaşıklar mı bekliyor mutfakta? Yoksa hala masa üstünde master tezinle ilgili 124 tane ''tez, tezz1, tezson, tez-kesin-son, Allahbelamıversinbusontez'' gibi başlıklarla word dosyaları mı kayıtlı? 

Ego sum piger ergo sum, üşeniyorum öyleyse yarın. Peki neden?

Kendi kendimize bahaneler bulup, yapmamak için o bahanelere kendimizi inandırıp ikna ettikten sonra hiçbir şey yapmıyoruz. Tabii bu durum bizi bir yandan rahatsız da ediyor. Hem yapmıyoruz hem rahatsız oluyoruz. Yani telefonda oynamadığınız, bakmadığınız ama arka planda açık kaldığı için siz hiçbir şekilde o uygulamayı kullanmasanız da şarjınızı yiyen appler vardır ya. O ertelediğimiz, yapmadığımız ama erteleyip yapmadığımız için de içimizi kemiren şeyler de bizim şarjımızı bitiriyor böyle. Aslında bunların birçok sebebi var.

Kendimizi kötü hissettiriyor, evet bunu hepimiz yaşıyoruz ve bilinçli bir şekilde devam ediyoruz yapmamaya. Asıl soru şu, bunu kendimize niye yapıyoruz? Sıkıcı geliyor, zor geliyor, başaramamaktan korkuyoruz, ya da o an bize kendimizi daha iyi hissettirecek başka şeyler yapıyoruz. Kısa vadeli olarak daha iyi hissettirecek şeyler. 

Yapılan bir araştırmaya göre kedi videolarını izleyenleri yüzde doksanına yakını, işlerini erteledikleri için kendilerini iyi hissetme maksatlı o kedi videolarını izliyorlarmış. Ama videoyu izledikten sonra video izleyip de işi erteledikleri için kendilerini daha kötü hissediyorlarmış. Hepimizde olduğu gibi yani... O sevimli kedi videolarının arkasında büyük bir insani trajedi var aslında...  

Ertelemenin sağlık üzerinde bir sürü yan etkisi olduğu ispatlandı. Anksiyete, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar ve yine bunlarla da bağlantılı olabilecek bağışıklık sisteminin zayıflaması hatta kalp damar hastalıklarına kadar giden birçok rahatsızlıktan söz ediyorum. 

Yapmadığım için daha sonra bende daha çok stres yaratacağını bildiğim yapmam gereken şeyleri erteleyerek rahatlamaya çalışırken ben


Bunlar yeterince tatmin edici olmadıysa daha derin sebeplere inelim, kendini suçlama! Hepimiz böyleyiz. Welcome to the club :)

Bazen görevi yapmaktan kaçınmak onu ertelemek için daha rasyonel sebeplere yöneliyoruz. Masamı toplayayım gibi. Yine fonksiyonel, kendini ikna etmen de rahat ama sonuçta erteliyorsun yine. İrade felsefe konusu biraz aslında. İnsan kendi davranışları üzerinde ne kadar söz sahibidir? Biraz da bunu ölçüyor bu procrastination dediğimiz olgu. İnsan doğruyu seçme konusunda ne kadar inisiyatif sahibidir, ne kadarı içinde bulunduğu toplumdan, ne kadarı genetik arka planından kaynaklanır vs.gibi şeyleri sıralayabiliriz. Bu sadece irade ile ilgili değil. Artık duygular, yaşananlara bağlı duygu değişimleri, hatta bazı durumlarda nevrotik sebeplere bile bağlanabiliyor. Yani iradesiz değilsiniz. Sadece tembel olduğunuz için de yapmıyor değilsiniz. Mesela nereden başlayacağınızı bilmiyor olabilirsiniz. O işin doğurabileceği bazı sonuçlardan kaçıyor olabilirsiniz. Birileriyle telefonda konuşmanız gerekebilir, istemediğiniz kişilerle muhatap olmak zorunda olabilirsiniz, veli veya müşteri araması gibi :)

Diğer sebep mükemmelliyetçi bir insan olmanız olabilir. Şu an tam hazır değilim, şu an başlarsam mükemmel yapamayacağım. Aslında bir yerden başlasan iyi kötü ilerleyeceğiz ve belki hiçbir zaman en mükemmeli yapmayacağız ama elinin boş olmasındansa ortaya bir şey çıkarmış olacaksın. Duyguların davranış üzerindeki baskısı ile duygunun galip gelip ertelemenin yapılması olarak adlandırılabilir bu. Korku, endişe, panik... Ne derseniz artık o hissettiğiniz şeye, o baskın geliyor ve erteliyorsunuz. aslında bu kadar basit. 



Bir söylentiye göre 25 mayıs procrastinationlar günü olarak belirlenecekmiş. Ama bilin bakalım ne olmuş? 26 Mayısa ertelenmiş :) Sonrasında ertelene ertelene bir gün bulamamışlar :)


Zamanı mı daha iyi değerlendirmeli duyguları mı?

Bence zaman iradesinden çok duygu iradesiyle ilgili bir durum bu. Bugünün işini yarına bırakma durumu değil artık bu, kişiye kendini suçlu hissettiren bir yaklaşım. İradesizlikle, yeterince üretken olmamakla suçlayıcı bir durum. Hangi duygusal sebeplerden dolayı erteleniyor, bununla yüzleşip, tanışıp bunların idare edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.  

Diğer yandan, dürtüsel bir insan olabilirsin, anlık zevklerin peşinden gidiyor olabilirsin. Ondan erteliyorsundur.

Anlamsız bir kredi çekip kendi kendini geleceğe bağlamak gibi bir durum bu. Boş yere bir sezon dizi izliyorsun, o an dopamin ihtiyacın karşılanıyor ama geleceğini zor duruma sokuyorsun. 

Bu procrastinatorlar (sanki ben bir procrastinator değilmişim gibi ''bu procrastinatorlar'' diye bahsediyorum) ikiye ayrılıyormuş. Passive procrastinatorlar ve Active procrastinatorlar.

Aktifler genelde baskı altında çalıştıklarında daha başarılı olduklarına inanıyorlar o yüzden bilerek son dakikaya bırakıyorlar. Ama uzun vadede baskının fazlası verimliliği düşürüyor. bununla ilgili çok güzel bir TED Talk önerisi bırakıyorum hemen şuraya. 

Passivelerse genelde mükemmelliyetçiler, hayalperestler, aklım başımda değil yapamamcılar. Bu biraz daha tehlikeli tabii diğerine göre. Bu gruba meydan okuyanlar, kimse bana takvim dayatamaz ben kendim yaparımcılar, kimseye hesap vermek zorunda değilimciler, bitirmiyorum bu işi hadi bakalımcılar da giriyor. Abartanlar, zaten çok işim varcılar.

Peki gelelim asıl soruya. bu procrastination döngüsünü nasıl kırabiliriz?


How to beat procrastination?


1. Set the goals:

Evet, başlangıçta çok kolay geliyor söylemesi de yapması da. Ama goal derken sanırım bir tık speasifik olmak burada key pointimiz. Yani kendimize hedef koyarken ben Rusça öğreneceğim değil de, günde 30 dakika Rusça çalışacağım diyebiliriz. Ya da direkt 30 dakika yerine onar dakika ile başlamak bile, hiç yapmamaktansa bir şekilde gelişim sağlamamıza katkıda bulunacaktır. 


2. Wake up earlier:

Yani bunu söylediğim için birçoğunuz bana çok klişe konuşuyorsun diyeceksiniz ama gerçekten işim olsa da olmasa da sabah 7'de uyanan biri olarak hayatımda değer verdiğim kişilere verebileceğim en faydalı tavsiye bu olabilir. Saat 10.00 olduğunda birçok insan daha yeni uyanıyorken siz çoktan bir sürü işinizi halletmiş oluyorsunuz. İşiniz olmasa bile bir kişinin kendine vakit ayırarak güne başlaması kadar güzel bir şey yok kesinlikle. 


3. Less Screen Time:

Bu en zorlandığımız şeylerden biri. Aslında bu maddeyi less screen time değil de less social media olarak değiştirsek daha uygun olacak gibi. Çünkü ben Udemy, Neo Skola ya da Youtube gibi yerlerde yeterince verimli vakit geçirdiğime inanıyorum. Ha social media kısmını azalttım mı? Evet. Ama yine de insan bi kedi videolarına düşmüyor değil :)


4. Bir işi yaparken o işin faydasını düşünmek, o işin sonucunu hayal etmek:

Bu beni en motive eden şeylerden ikincisidir. Birincisi, benim yapamadığım ya da yapmaya başlamadığım bir işi yapabilmiş pek hoşlanmadığım birini bulur ''Bu bile yaptıysa ben hayli hayli yaparım'' derim :) İkincisine gelecek olursak, bir işi yaparken o iş sonucunda yaşayacağın hazzı düşünmek, o işi yapma sürecini de keyifli kılıyor gerçekten.

5. Birisine söyle

Benim şu an burada size de yapacağım gibi, yapacağınız işi birine söyleyin. Burada bahsettiğim şey hedefler, özel şeyler vs değil. Günlük sıradan işlerden bahsediyorum. Mesela ben artık web siteme düzenli yazı yazacağım, bunu da buradan hepinize söylüyorum ki yazmazsam yüzüme vurun, kendimi (niyeyse) size karşı sorumlu hissedeyim ve utanayım :D

6. Motive olmayı bekleme

Yıllardır kitap yazdığım süreçlerde de, yazı yazmaya başladığım zamanlarda da hep motive olmayı bekledim. motive olunması gibi bir durum yok ne yazık ki. Benim için dış motivasyon çok kısa sürüyor. Arkadaşımla bir yerde oturuyorum, beni tabiri caizse gaza getiriyor yazmam için ama eve gelene kadar geçiyor. O yüzden direkt başlayın. Zaten asıl motivasyon başladıktan sonra kendiliğinden geliyor. Tecrübeyle sabit. 

Evet, 13 aydır beklettiğim websiteme tam da bu sürece yaraşır bir yazı ile geri döndüm. Kafamda tasarladığım bir kapanış cümlesi yoktu. Bu paragrafa kadar yazdığım süreçte yazımı nasıl sonlandırabilirim diye düşündüm, ama malum biraz hamlamışım. 

NEYSE, SONRA BULURUM KAPANIŞ CÜMLESİ. 

Sevgiler...

YORUMLAR

BLOGGER: 1
  1. gümbür gümbür bir geri dönüş oldu :) sizi ve yazılarınızı özledik araya mesafe koymayın nütfen

    YanıtlaSil

Ad

2019-nCoV,2,2020,2,akademik okuma,1,akut,1,akut güvendeyim,1,alan turing,1,app store,1,application,1,aranjman,1,benedict cumberbatch,1,bilim,2,BT,2,bulaşıcı hastalıklar,2,centralparkbeşlisi,1,centralparkjogger,1,confusing words,1,corona,2,corona virus,2,çin,2,deprem,1,dil ve düşünce,1,dizi,1,dizifilm,3,doğal afet,1,Egitim,4,Eğitim,7,elazığ,1,elt,1,elvispresley,1,english,8,english reading,1,enigma,1,etimoloji,1,felsefe,2,film,1,genelkultur,2,google play,1,güvendeyim,1,hazırlık,1,ielts,3,imdb,1,ingilizce,9,ingilizce kelime ezberleme,2,ingilizce okuma,2,ingilizcediyalog,2,ingilizcekelime,2,ingilizcekonuşma,3,ingilizcesunum,1,journey,1,kelime,4,kelime ezberi,1,korona,2,koronavirüs,2,kültür,10,language,1,languishing,1,memorize,1,memrise,1,movie,1,muzik,1,müzik,1,netflix,1,okuma,1,ottoman,1,pavarotti,1,presentation,1,psikoloji,1,reading,1,rise of empires: ottoman,1,Sağlık,2,sanat,2,schadenfreude,1,sel,1,seyahat,1,spor,1,tarih,2,teknoloji,1,the imitation game,1,toefl,3,travel,1,trip,1,trump,1,uygulama,1,virüs,1,vocabulary,4,whentheyseeus,1,yangın,1,yds,3,ydskelime,1,ydt,1,yksdil,1,yökdil,3,zekimüren,1,
ltr
item
Öznur Arslan Personal Blog: Procrastination: Yani; ''Üşeniyorum, öyleyse yarın.''
Procrastination: Yani; ''Üşeniyorum, öyleyse yarın.''
Procrastination Nedir?
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiT9PLSOvowjyedVRLrIR5xCLExYe5SQGtm_ZFxHlsknfmQqGw90Gwplln2u9owKg6qQieBa4It8u12bKJ7jHBwVUY5-w1kXrPnLpf5lx_RrQA1SHzy8AJW-MwsI2hb-NsfR-2neQyxg-1NuLniXvAEyh0opHs9rfJCeDGLbztGMCymxzG_9JauPmY2iw/w640-h360/%C3%BC%C5%9Feniyorum%20%C3%B6yleyse%20yar%C4%B1n.png
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiT9PLSOvowjyedVRLrIR5xCLExYe5SQGtm_ZFxHlsknfmQqGw90Gwplln2u9owKg6qQieBa4It8u12bKJ7jHBwVUY5-w1kXrPnLpf5lx_RrQA1SHzy8AJW-MwsI2hb-NsfR-2neQyxg-1NuLniXvAEyh0opHs9rfJCeDGLbztGMCymxzG_9JauPmY2iw/s72-w640-c-h360/%C3%BC%C5%9Feniyorum%20%C3%B6yleyse%20yar%C4%B1n.png
Öznur Arslan Personal Blog
https://www.oznurarslan.com/2022/05/procrastination-nedir-useniyorum-oyleyse-yarin.html
https://www.oznurarslan.com/
https://www.oznurarslan.com/
https://www.oznurarslan.com/2022/05/procrastination-nedir-useniyorum-oyleyse-yarin.html
true
7942863130761486104
UTF-8
Tüm Yazılar Yüklendi Yazı Bulunamadı HEPSİNİ GÖRÜNTÜLE Devamını Oku Cevapla Cevaplamayı İptal Et Sil Yazan Ana Sayfa SAYFALAR YAYINLAR Hepsini Görüntüle SENİN İÇİN ÖNERİLER ETİKET ARŞİV ARA TÜM YAYINLAR İsteğe uygun yayın bulunamadı Ana Sayfaya Geri Dön Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Oca Şub Mar Nis Mayıs Haz Tem Ağu Eyl Eki Kas Ara Yeni 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 saat önce $$1$$ hours ago Dün $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago 5 haftayı geçmiş Takipçiler Takip Et BU ÖZEL YAYIN KİLİTLİDİR ADIM 1: Bir sosyal medya hesabında paylaş ADIM 2: Sosyal medya hesabındaki linke tıkla Tüm Kodu Kopyala Tüm Kodu Se. All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy İçerik Tablosu